Kurtuluş da kurtulmuştuk ıslanmaktan
Yağın yağın yağmurdan ve de dizleri dibe çeken çamurdan
önce bir akşam üstü, serin değil, değil bir de demincek
Koru, kor dolu bu yüreği bıçkın hasret ve taştan ceket giymiş mesafelerden
İner mi üzerimize bir yüzyıl, yüzyıl yalnız değil iki hece
Çatlayan değil taş ancak iki kaşın arasında hizalı sabır
İşliyor zaman, vuruyor kader baltasıyla alnına yarılan o çizgiler
Türküler ve şarkılar,
düşen, o pişmişte düşen yürekte kekik
Sanma samandan değil bu kuytudaki
Demir olup kor da yüzmeyen, yüzmeyip ışıldamayan yoktur bu gövdede
Şimdiyse büsbütün çelikten, yükselsin diye dünya avuçlarına
Serili dünyam ayağa batkın, geride tufan, gaybtaki mumları söndüren
ve dürülü değil defter, katlanmış bir hikaye var açılacak
kaçmak, kaçmak bu denli kendine
verdiğini alması gibi bir denizin
Dalga sırtında bir gemi, bir gemi aştım der ben yüzerek
Deniz, deniz dalga dalga susuyor ben taştım sen de yüzdün demeyerek
Gemi nahoş, gemi vurgun, gemi de bir gedik yok görünürde
Gedik dilde, gedik içte görmese de
Bu yüzden su alsın sevdamız, sevdamız yüzgün olsun değil gedikli bir gemi
Böyle gemiye batık, alabora yok
Bu gemi yunus gemisi, yunusun gemisi bir balığın kalbi
şanslıyız ki, kaderimiz yunusun kaderiyse bir söze bağlı
sözün ağzı öyle ağız ki
Düşün seni 7 gök arasına, sonra bir başlı gövdeye, sonra bir denizin dibinde, denizin kalbi bir balığın ve bir balığın kalbine tıkmış
bizi oradan çıkarmak zor değil ona
yalnız inanarak düşmüşler çıkar
düşmeye de, çıkmaya da
Şimdi kurtuluş da bir sabır
sabır da ise bir yunus vardır
Şimdi çakar, Şimdi yağar üzerimize rahmet rahmet.