



Kendini bitirmek isteyen bir sen iken
yenemezsin alışkanlıkları.
O zarar veren alkışkanlıkları.
Bir çeşit;
tekrar eden kendini öldürme alışkanlıkları.
Sönüyorsun.
Yanıyorsun.
Unutuyorsun.
Her yanış,
ilk seans öncesine dönebilmek için.
Ama dönemiyorsun.
Belki de dönmek istemiyorsun.
Geride kalan her şeyi
daha da geride kalsın diye
ateşe veriyorsun.
Geride de kalmadı nihayetinde.
Pakete sığdı.
Bir tutam oldu.
Duman olup ciğerine doldu.
Beynine girdi.
Yani çıktığı yere geri döndü.
Artık beyninde hepsi.
O yüzden öldüremiyorsun.
Geride kalmadı hiçbir şey.
Artık hepsi ileride
ve şimdi de.
“Şimdi değil.” diyorsun.
“Sonra...”
Sonra hep sonra.
Bırakmak istemiyorsun.
Çünkü artık sende açılan oyuklara
ölüm dışında hiçbir şey sığmıyor.
Yaşam sığmıyor.
Yaşam akışkan.
Duman sığıyor.
Hem hiçbir şey görünmüyor,
kimse de farkına varmıyor.
Kimse de...
Kimlerse artık.
En yakınların mı?
En uzakların mı?
Sen mi?
Kimse kimler?
Bize ne?
Hem biz kimiz ki?
Hiçbir şey.
Yere çarpan bir su damlası.
Dağılıyoruz.
Toplanmak imkânsız.
Sonra göğe varırız yine,
belki bir gün yeniden konarız.
Ne önemi var tüm bunların?
Ama...
Bırakmak geçiyor içimden.
Bir bahaneye bağlı olmayan.
Bir endişeye yaslanmayan.
Öyle üzerine bastırarak değil.
Ateşe benzin dökmekten sıkıldım.
Geçmişi taşımaktan,
oyunları sıvamaktan,
üstelik dumanla...
Artık diyorum:
bırak oyuk kalsın.
Ha tabii...
Belki de artık oyuk
tamamıyla kaplamıştır yüzeyi.
Perdeyi çekelim bakalım aradan.
Ardından çıkacak mı yaradan?
Yoksa hâlâ
oyuklu bir kukla mı var?
Bir bakalım hele
ne çıkacak.
Külbastı çıkar muhtemelen.
Ha-ha.
Biz kimiz, didar görelim.
O kanaldan uzaklaşalı...
Bir mangalın közünden ne kalırsa,
artık ağaç olmayan bu odundan
geriye ne kalabilir ki?
Gel gör ki
hâlâ bir orman hayal ediyorsun.
Seni zaten bu hayaller getirmedi mi
bu hale?
Hep umut etmekten olmadı mı?
Hep iyi ihtimalin,
bir sürprizmişçesine
karşına çıkarılmasını istemekten?
Çok yangın izledin.
Her seferinde yeniden doğruldun.
Ne mi oldu?
Daha iyi bir yangın izlettiler sana.
“Sen odunsun, anlamazsın.” dediler.
Daha alevlisini yaktılar.
Hâlâ “yaradan” diyorsun?
Neyine senin?
Sen kimsin?
Kimsin sen?
Bu soruya cevap veremeyen
bir şeysin.
Bak, hâlâ “bir şeysin”
her şeye rağmen.
Neyse...
Bu da bir şeydir belki.
Kendine tutunan.
Tutunamayan üstelik.