Herkesin her şeyi bu kadar net ve tastamam bildiğini iddia ettiği bu çağda,
ben hiçbir şey bilmiyorum.
Şüpheye düştüm;
hem ismimden, hem cismimden…
Onu da mı bilmesem?
Adımı unuttum;
adım—unutuk.
Adım, adım çözülür içimde.
Kabahatim hazır:
gözümün üstünde kaşım.
Çağırırlarsa “gel” deyu dört bir yandan,
dört kuş parçası olurum;
yine varırım çağrıldığım aynı yere—
aynı ağız, her yerde
ve hiçbir yerde.
Çitilersin dillerle, dişlerle;
ağızlarında kelime olur, süngülenirim.
Baktığıma “yanlış” desem de,
gördüğüm elinle dilimi tutarım.
İçim kırılmaya dünden razı olsa da,
donup kalırım.
Gelen de, giden de sendendir;
yansam—
boşa yanarım.